6 Kasım 2013 Çarşamba

ÖLÜMCÜL AŞK

          Bu sefer çok kötü tartışmışlardı.Tek kelime bile etmeden çıkıp gitmişti.Daha önce hiç onu bırakıp gittiği olmamıştı.Bu bir ilkti.Evet çok kızmış olmalıydı.
          Peki şimdi ne yapmalıydı?Peşinden koşup yalvarmalı mı yoksa böylece oturup beklemeli mi?Seviyordu evet,dünyalara değişmezdi.Onsuz yaşayamayacağını biliyordu.Ama gel gör ki gurur vardı işin içinde.Bir erkeğin peşinden koşacak değildi ya.Ama o sıradan bir erkek değildi ki,sevdiği adamdı.Peşinden gitmek istemiyordu ama başka bir yolu olmalıydı.O sıra gözü masanın üzerinde duran telefona kaydı.Arasa mıydı acaba?Ne diyecekti?Hem neden gitmişti ki?Hani ölüm bile ayıramayacaktı onları.Söz vermemişler miydi?
          Ne olursa olsun vazgeçemeyeceğini biliyordu.Tam arama tuşuna basarken fark etti dışarıdaki gürültüyü.Tam o anda içine bir burukluk çöktü.Dışarısı ana baba günü gibiydi.Her yerde polisler ve insanlar.Telefon hala çalıyordu ama cevap veren yoktu.İşte o anda koşarak çıktı evden.
          Aşağıya indiğinde bir taksi şoförünün söylediklerini duydu ilk."Ne olduğunu anlamadım,birden önüme çıktı,delirmiş gibiydi,duramadım." diyordu. Bir başkası "Ambülansa haber verdik ama adam ölmüş." diyordu.İçine bir acı çöktü,kalabalığı yararak ilerledi.Durdurmaya çalışan polisleri atlatıp,yerde yatan cesete ulaştığında her yerin karardığını hissetti.
          Kimseyi duymuyordu artık.Tüm sesler birbirine girmişti.Sevdiği adamın cansız vücudu gözlerinin içine bakıyordu.Bir damla yaş süzüldü gözlerinden ve o anda bütün bakışları üzerinde toplayan bir çığlık yükseldi dudaklarından.Kendinde değildi artık.Sevdiği adama sarılmış,bağırıyor,çığlıklar atarak ağlıyordu.
          İki kişi kollarına girip zorla ayırdılar onu yerde öylece cansız yatan sevdiğinden."Yakını mısınız?" diye sordular.Polis olmalıydılar.
          Gözleri boşluğa bakıyordu.Öne doğru iki adım attı.Alandaki hiç kimseden çıt çıkmıyordu.Durdu.Polislere döndü."Gidemez." dedi."Beni böyle bırakıp gidemez.Nasıl yapar bunu?"
          Aniden koşmaya başladı.Daha iki adım atmıştı ki siren sesiyle karışan acı bir fren sesi duyuldu.Kafasını kaldırıp ambülansı gördüğünde artık çok geçti.
          Gözlerini açtığında kalabalık kendi başında toplanmıştı bu sefer.Bir hemşire"İyi olacaksın,sadece sakin olmalısın." diyordu.İşaret parmağını hemşirenin dudaklarına götürdü ve "Bırakın." dedi."Bir defa daha ayırmayın bizi."
          O anda kapandı gözleri ve kafası usulca yana düştü...
          Sözlerini tutmuşlardı işte.Ölüm bile ayıramamıştı onları...

4 Kasım 2013 Pazartesi

Bizim Sınıf



Şirin bir kentin sınırlı imkanlarında yaşanılan bir üniversite döneminin ardından güzel zamanlar geçirilen bahçedeki son beraber fotoğraf... Hatıralar şimdi siyah beyaz karelerde...

Dostlara Selam Olsun


Hayatımız boyunca yaşadığımız en güzel günler arasındaki yerini daima koruyacak olan üniversite yıllarının son demleri... İçimiz buruk olsa da bir arada olmanın getirdiği gülücükler yerleşmiş yüzlerimize... Önümüzde biralarımız, güzel günlere içiyoruz...

Boğaz Köprüsü